
16. Yüzyıldan Bir Aşk Hikayesi Çağları, zamanları ve mekanlaştıran tek bir şey vardı: Aşk. En yüce, en kutsal, en saf duyguydu aşk. Cinlerin, perilerin, cadıların, tılsımların, olağanüstü kuvetli kahramanların, ateşten kalelerin diyarıydı Cabelika ve Cabelisa. Ve bir padişahın güzeler güzeli kızı Mihr-i Münir. Görenlerin akılarını yitirdiği bir dilber. Ve bir diğer kahraman, Şir-i Dilir. Görenlerin arslan zanetikleri, ejder heybetli bir şehzade. Ve aralarındaki aşk. İşte hikayemizin konusu. XVI. Yüzyılda fantastik eserleriyle bilinen Mehdi’nin dilinde bu hikaye şöyle canlanıyor:. Kaçan ki Nigar-ı alem bu suretin letafet ü melahatına nazır oldu, bi-ihtiyar olup sine-i ayine-simasından bir ah-ı süz-nak çekip her vech ile aşık-ı zarı ve talib-i didarı oldu. Ahır ihtimam-ı tamamla delala ısmarladı ki ahar kimseye verme. Her ne bahaya çıkarsa makbulümdür dedi. Andan hamama revane oldu. Ama ateş-i aşkla şöyle pür-hararet oldu ki sinesi külhen gibi Suzan olup ateş-i ah ile hamamı yakıp kül edeyazdı. Author: Kesit Yayınları.
16. Yüzyıldan Bir Aşk Hikayesi e-Kitap PDF olarak ücretsiz
Kitap eleştirileri
16. Yüzyıldan Bir Aşk Hikayesi